8 Mayıs 2015 Cuma

POP ART

 1950'lerde, özellikle ABD ve İngiltere'de soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların 1960'larda bir akım haline getirdikleri sanat türüdür. İngiltere ve ABD'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. 


Marcel Duchamp'ın 20. yüzyıl başında hazıryapım nesneleri bağlamları nedeniyle sanat eseri olarak sunmuş olması, pop sanatçılarının popüler kültür imgelerini benzer bir motivasyonla sunmalarında etkili olmuştur.




Artist Claes Oldenburg with a monumental tube of toothpaste


   İkinci  Dünya savaşından sonra meydana gelen köklü değişimlerin bir getirisidir. Tüketimi çekici hale getirmek için reklamlar, renkli afişler hatta resimli dergi ve romanlar kullanılmaya başlanır. Bu sanat akımı tüketime yardımcı bir reklam aracı olarak doğar ve gelişir. Claes Oldenburg bu sanatın öncüsü olmuştur.








  Özellikle amerika'da günümüzün en yaygın sanat anlayışıdır. bu akım sanatçıları endüstri ürünü artıklardan gazete parçalarına, insan ile diğer canlı ve eşyalardan alınmış mulajlardan, hazır doğa nesnelerine kadar ne bulduysa kullanmış ve bir sanat yapıtı ortaya koymuşlardır. pop art gerçek ile görüntünün farkını çarpıcı bir biçimde ortaya koyar ve makineleşmiş hazırcı insanı eleştirir.

DADA

İsmini Fransızca 'tahta at' sözcüğünden almıştır.  Bu resim sanatı alışagelmiş teknikleri bırakarak gündelik kullanılan kağıt ağaç gibi eşyaları birbirleriyle birleştirerek ilginç eserler ortaya koymuşlardır.

 İnsanlığı karamsarlığa karmaşıklığa ümitsizliğe iten Birinci ve İkinci dünya savaşları akımın ortaya çıkmasına neden olmuştur. Akım çocuksu heycanlarla akılcılığı reddeder. 

 Dadaistler için mantık sorularının sorulmadığı anlık duyguları yakalamak önemlidir. Hans Arp ve Marcel Duchamp önemli temsilcilerindendir.

   



  


Andre Breton
 Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler.
 Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupault, Paul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes’in yazılarının yer aldığı De Litterature(dö Literatür)'dü. Dadacılık1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe(sürrealizm) yöneldi.

1 Mayıs 2015 Cuma

SYNCHRONİSM

Morgan Russell, 1913-14, Synchromy in Orange, To Form
   Senkronizm; Amerikalı sanatçı Stanton MacDonald-Wright ve Morgan Russell tarafından 1912 yılında kurulan bir sanat hareketidir. 
 Bu akım ilk olarak müzik ile anılmıştır. Ama bu akımın temel yapısı soyut bir kavram olarak renk teorisine dayandığından, Amerikan sanatında ilk soyut resim çalışmaları arasında yer almıştır. Fazla uzun ömürlü olmamasına rağmen, uluslararası düzeyde tanınan ilk Amerikan avant-garde sanat akımı olmuştur.
 Tutarlı bir tarz olan Senkronizmin doğasında asıl olarak anlatılmak istenen, diğer hareketler resimlerde temsili görüntüleri açıklarken senkronistik çalışmalar tamamen soyut olduğu ve bunun için diğerlerinden ayrıldığı belirtilmektedir.  

 
Morgan Russell

    Senkronizm renk ölçeklerine dayanır ve ilerleyen ritmik renk tonlarının azaltılması ile kullanılır. Bununla birlikte senkronist akım ele alınan konuyu, atmosferik perspektif tekniğini kullanarak sadece renk ve şekil üzerinde ifade etmekten de kaçınmaktadır.İlk senkronist eserler, o dönemin fovist eserleri ile de benzerlik göstermiştir.

        
         Senkronizme bağlı olan diğer Amerikalı ressamları sayacak olursak; Thomas Hart,  Benton, Andrew Dasburg, Patrick Henry Bruce ve Albert Henry gibi sanatçılar bunların başında gelmektedir.


24 Nisan 2015 Cuma

SECTION D'OR

L'hote, Andre

Section d’Or ( Fransızca’da “Altın Oran”) Puteaux Group olarak da bilinir. Ressamlar ve eleştirmenlerden oluşan bir gruptur.Kübizmden türemiş olan Orphism (Fransız şair Guillaume Apollinaire tarafından kullanılmıştır) ile ilişkilendirilmiştir. Orphizm, Kübizm'den doğan 20'nci yüzyıl sanat akımıdır (koyu renkleri ve kontrastları kullanmayı sürdüren, fakat Kübizm'den daha yumuşak bir stilde)

1912’den 1914’e kadar faaliyet göstermişlerdir.
 1912’de grup ilk sergilerini Paris’teki Galerie la Boétie’de açtı. Ayrıca Section d’Or adını taşıyan kısa ömürlü bir dergi de yayınladılar. 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla grup aktivitelerine son Verdi.
 Grubun adı ressam Jacques Villon tarafından önerilmiştir. Villon’un matematiksel oranların etkisine karşı olan ilgisi bunda etkili olmuştur. Bu oranlardan birisi de Altın Orandır. Grubun adı Kübist artistlerin geometrik formlara duyduğu ilgiyi temsil eder. 

Ana üyeler Robert Delaunay, Marcel Duchamp, Raymond Duchamp-Villon, Albert Gleizes, Juan Gris, Roger de La Fresnaye, Fernand Léger, André Lhote, Louis Marcoussis, Jean Metzinger, Francis Picabia, ve André Dunoyer de Segonzac’tır. 

Albert Gleizes 

 Başlangıçta izlenimci resimler yapmaya koyulan Gleizes, Paul Cezanne’ın etkisiyle biçim ve renkte yalınlaşmaya yöneldi. Bu süreç sonunda doğal olarak kübizmin sert sadeliğine ulaşıp, dönemin öbür kübist sanatçıları Georges Braque ve Pablo Picasso’nun üsluplarına yaklaştı. 1912'de Jean Metzinger’le birlikte kübizm hareketinin kuramsal temellerini atan DuCubisme(Kübizm Üstüne) adlı kitabı yayınladı. Brooklyn Köprüsü (1917; Guggenheim müzesiNew York), vb. yapıtlarında belirgin bir soyutlama kaygısı yansıtıp, son yıllarında kendini dine vererek kübizmi temel alan dinsel bir sanat geliştirmeye çalıştı.

17 Nisan 2015 Cuma

DER BLAUE REİTER

Vasiyl Kandinsky ve Franz Marc'ın 1911'de Almanya'nın Münih şehrinde kurduğu ressamlar birliği.
Kandinsky ve Marc 1912'de, içinde plastik sanatlara ve müziğe yer verdikleri Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) adında bir almanak yayınladılar ve iki sergi düzenlediler. Daha sonra Gabrielle Münter, Alexej Jawlensky, Marianne von Werefkin, Alfred Kubin, Paul Klee, Arnold Schönberg'in de katıldığı Mavi Süvari grubunun bildirgesi, dönemin entelektüel ortamında oldukça yankı uyandırdı. Sanatçılar yeni bir tinsel çağı haber verdiler. Bildirgede on dört ana makale vardı. Bu metinlerde Kandinsky ilk kez sanatçının doğayı kavraması ve saf estetik birliğe yönelmesindeki yegane aracı olarak gördüğü "içsel gereklilik"ten bahsetti. 


 Der Blaue Reiter'in 1912'de Münchner Galerie Thannhäuser'da yaptıkları sergiden sonra kendilerini uluslararası duyurmayı başardılar. Bunun üzerine Heinrich Campendonk, Robert Delauney ve Lionel Feininger bu guruba katıldılar.

 1905’te kurulan Die Brücke adlı ressamlar birliği gibi, Der Blaue Reiter stili realizm, naturalizm ve izlenimciliğe karşıydı.
Die Brücke ve Der Blaue Reiter ressam birlikleri Fransız Fovizm'ini ilham alarak Alman dışavurumculuğu oluşturmuşlardır. Bu konuda bu iki birlik fikir ayrılığına düştü. Die Brücke'nin ressamları dışavurumculukla, 19. yüzyılının güzel ve gerçekçi stiline karşı bir stil oluşturmak istemişlerdi. Amaçları, doğanın güzelliğinin ve çirkinliğinin renklerini ve şekillerini oldukça sert ve köşeli gösterip eski stili eleştirmekti. Der Blaue Reiter 'nın ressamları ise parlak, çok renkli, simetrik kompozisyonla ve dinlendirici renkler ve şekiller ile doğayı göstermek istiyorlardı.



 

Vasiliy Kandinskiy

Kandinsky Mavi Süvari oluşumu döneminde doğaçlama resimler verirken, resimlerindeki her bir öge için nota tanımını kullanmıştır.
 Burada da müzikal yaklaşımından yola çıkıp eserlerine müzikal isimlerini verdiğini görmek mümkündür. Müziğin soyutluğunu resimlerindeki soyutluğa benzeten ve daha çok dış dünyanın soyutluğunu çizen ressam, iç dünyasının duygusal soyutluğuna Mavi Süvari döneminde yer vermemiştir.
  Bu dönem resimlerinde birbirinden bağımsızlık çizgiler görülürken spontane yaklaşımının doğruluğunu burada görmekle, renkleri çılgınca ve hatta üstüne basa basa kullandığını görmek de mümkündür. 
 Mavi Atlı üyesi olduğu dönem modern sanatın yolundan gidip müzikle görsel sanat arasında bağlantı kurmuş ve renklerin maneviliğiyle sembollerin bütünleşmesi, doğaçlama boyamalar ve de sezgisel yaklaşımlar yansıtmıştır. Ortaçağ sanatı ve ilkellik bir yana bırakılarak modern çizgilerle halk sanatı yapılmış ve 1911-1912 yıllarında sergiler düzenlenmiştir.

10 Nisan 2015 Cuma

FÜTÜRİZM

20. yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. İtalya'da ortaya çıkan bu akım, daha sonra tüm Avrupa'ya yayılmıştır. Fütürizm, modern yaşantının verdiği heyecanlardan doğan bir edebiyat akımıdır, yenileşmenin tüm olanaklarına açılan bir yönelmedir. Sanatta sürekliliği, değişkenliği, hareketliliği savunan bir akım olarak da bilinir.  

Boccioni’nin “Elastiklik
Fütürizmin doğuşu, kübizmin yayılmaya başladığı yıllara rastlar. Fütüristler, kübistlerin araştırmalarından faydalanmakla birlikte, resim alanında yeni buluşlara gitmişler ve dikkate değer eserler arasında o zaman başlıca fütürist ressamlar tarafından yapılmış eşzamanlık anlayışı içinde kübist tarza giden kompozisyonlar yer almıştır. Boccioni’nin “Elastiklik”, Severini’nin “Uzayda Küre Şeklinde Genişleme” tabloları bunlar arasındadır. Dünden esaslı surette ayrılmış, bugünü geçerek geleceği, onun dinamik varlığına ulaşmayı amaç edinmiş olan Fütürizm, plastik durgunluktan (statik teknik) bir başka duruma geçişi (dinamik teknik) sembolleştirmiştir. Çoğunlukla hareketli konular seçilmiş, dansözler, karnaval sahneleri, fabrika, motor, son hızla giden otomobil, uçak, mekanik araçlar gibi boşluk içinde yer değiştiren, değişen temalar üstün tutulmuştur. 1914 – 1918 Dünya Harbi ile Fütürizm hızını kaybetmiş, fakat Marinetti prensiplerinden geri dönmemiştir. 

Bu akımın öncüsü İtalyan şair, romancı, oyun yazarı ve yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti'dir. Marinetti'nin 1909 da Paris'te "Le Figaro" gazetesinde yayımladığı "manifesto futurisita" (Fütürizm Bildirisi), fütürizmin bildirişidir. Bildiride, "Bizler müzeleri, kütüphaneleri yerle bir edip ahlakçılık gibi bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız.' ifadeleri yer almaktadır. Bu, geçmişin bütünüyle reddi anlamına gelmektedir. Aynı bildiride. "Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşa ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz." sözleri, siyasal alanda o dönemde gelişen faşizmden yana bir tavrın da açık göstergesi olmuştur. Süratin (hızın) üstünlüğünü iddia ve ilan eden Marinetti, bir yarış arabasının, Yunan heykelinden daha güzel olduğunu belirtmiştir. 

Fütürizmin Akımının Özellikleri

  • Edebiyatın durgunluktan ve uyuşukluktan kurtulması gerektiğine inanan futüristler, savaş, kavga gibi saldırgan hareketleri içeren konuları ele alırlar.
  • Evrenin hareketi ve canlılığı, resimde dinamik bir duyurma hâlinde verilmelidir.
  • Hızın, süratin güzelliği vurgulanarak uçaklara, arabalara, trenlere övgüler yağdırılır.
  • Eserlerinde mantıklı cümleler kurmayı reddeden fütüristlerin parolası, "sözcüklere özgürlük"tür.
  • Şiirde geleneksel kurallar terk edilir. Ölçü ve uyaktan vazgeçilir, şiir yazarken özgürce davranılır. Bu yüzden fütürizmde serbest tarzda yazılan şiirler ön plana çıkar.
  • Fütüristlere göre sanat tarihçileri faydasız, hatta zararlıdır; onlara aldırmamak gerekir.

3 Nisan 2015 Cuma

DİE BRÜCKE

Ekspresyonist akımın merkezinden biri olan Die Brücke(Köprü) akımı 1905 yılında kuruldu. Bu akımın temsilcileri arasında bulunan Heckel, Kirchner, Schmidt-Rottluff, Pechstein, Nolde ve Müller gibi sanatçılar zengin kontrastlı renk yüzeylerininkarşıtlığını vurguluyorlardı. 
Topluluğa sonradan katılanlar ise; Emil Nolde, Max Pechstein ve Otto Mueller'dir. Bu akım, sanatla yaşam rasında bir yakınlık kurmayı amaçlar. 
Bu ressamlar, özgürlük isteklerini ve yaşama atılımların renkli bir hava içinde açıkladılar ama bu coşkunu altında hep, yaratılarının gerçek gücü olan , gizli bir metafizik tedirginlik yatıyordu.  

20. yüzyılda ortaya çıkan modern sanatın gelecekteki gelişmelerine temel oluşturan bu akım, dışavurumculuk akımını yaratmıştır.