17 Nisan 2015 Cuma

DER BLAUE REİTER

Vasiyl Kandinsky ve Franz Marc'ın 1911'de Almanya'nın Münih şehrinde kurduğu ressamlar birliği.
Kandinsky ve Marc 1912'de, içinde plastik sanatlara ve müziğe yer verdikleri Der Blaue Reiter (Mavi Süvari) adında bir almanak yayınladılar ve iki sergi düzenlediler. Daha sonra Gabrielle Münter, Alexej Jawlensky, Marianne von Werefkin, Alfred Kubin, Paul Klee, Arnold Schönberg'in de katıldığı Mavi Süvari grubunun bildirgesi, dönemin entelektüel ortamında oldukça yankı uyandırdı. Sanatçılar yeni bir tinsel çağı haber verdiler. Bildirgede on dört ana makale vardı. Bu metinlerde Kandinsky ilk kez sanatçının doğayı kavraması ve saf estetik birliğe yönelmesindeki yegane aracı olarak gördüğü "içsel gereklilik"ten bahsetti. 


 Der Blaue Reiter'in 1912'de Münchner Galerie Thannhäuser'da yaptıkları sergiden sonra kendilerini uluslararası duyurmayı başardılar. Bunun üzerine Heinrich Campendonk, Robert Delauney ve Lionel Feininger bu guruba katıldılar.

 1905’te kurulan Die Brücke adlı ressamlar birliği gibi, Der Blaue Reiter stili realizm, naturalizm ve izlenimciliğe karşıydı.
Die Brücke ve Der Blaue Reiter ressam birlikleri Fransız Fovizm'ini ilham alarak Alman dışavurumculuğu oluşturmuşlardır. Bu konuda bu iki birlik fikir ayrılığına düştü. Die Brücke'nin ressamları dışavurumculukla, 19. yüzyılının güzel ve gerçekçi stiline karşı bir stil oluşturmak istemişlerdi. Amaçları, doğanın güzelliğinin ve çirkinliğinin renklerini ve şekillerini oldukça sert ve köşeli gösterip eski stili eleştirmekti. Der Blaue Reiter 'nın ressamları ise parlak, çok renkli, simetrik kompozisyonla ve dinlendirici renkler ve şekiller ile doğayı göstermek istiyorlardı.



 

Vasiliy Kandinskiy

Kandinsky Mavi Süvari oluşumu döneminde doğaçlama resimler verirken, resimlerindeki her bir öge için nota tanımını kullanmıştır.
 Burada da müzikal yaklaşımından yola çıkıp eserlerine müzikal isimlerini verdiğini görmek mümkündür. Müziğin soyutluğunu resimlerindeki soyutluğa benzeten ve daha çok dış dünyanın soyutluğunu çizen ressam, iç dünyasının duygusal soyutluğuna Mavi Süvari döneminde yer vermemiştir.
  Bu dönem resimlerinde birbirinden bağımsızlık çizgiler görülürken spontane yaklaşımının doğruluğunu burada görmekle, renkleri çılgınca ve hatta üstüne basa basa kullandığını görmek de mümkündür. 
 Mavi Atlı üyesi olduğu dönem modern sanatın yolundan gidip müzikle görsel sanat arasında bağlantı kurmuş ve renklerin maneviliğiyle sembollerin bütünleşmesi, doğaçlama boyamalar ve de sezgisel yaklaşımlar yansıtmıştır. Ortaçağ sanatı ve ilkellik bir yana bırakılarak modern çizgilerle halk sanatı yapılmış ve 1911-1912 yıllarında sergiler düzenlenmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder