27 Şubat 2015 Cuma

SYMBOLİSM

Sembolizm ya da simgecilik, en genel anlamıyla farklı anlamlara gelen ya da farklı öğeleri simgeleyen çeşitli sembollerin kullanımıdır. Sembolizme sanatta, özellikle resimmüzik ve edebiyat alanlarında rastlanır.Sembolizm 19. yüzyılda beliren, realizmi reddeden bir akımdır. Sanattaki sembolizm 1870 yılına doğru Fransa ve Belçika’da natüralizme ve parnasse akımına bir tepki olarak ortaya çıkm
ıştır. Akım daha sonra özellikle Valéry Brioussov vasıtasıyla Rusya’ya da sıçramıştır

Düş sembolistlerin devrimci ve yenilikçi gücüdür. Her biri bu yeteneği, işlemiş, geliştirmiş ve kendi özgünlüğünden kendi kişisel serüveninden yola çıkarak yaratıcı amaçları doğrultusunda kullanmışlardır

Resimde Sembolizm'in Başlıca Temsilcileri  

William Blake

    Adem ile Havva, Habil’in Cesedini Buluyor
    Hayatı boyunca Londra dışına bir günlük yürüyüşten daha uzun süre çıkmamış olmasına rağmen, yaratıcı görüşü, hayal gücünü “Tanrı’nın bedeni” ya da “insanın kendi varoluşu” olarak benimseyen, çeşitli ve sembolik olarak zengin bir bedeni ortaya çıkardı. Kişisel görüşleri yüzünden çağdaşları tarafından deli olarak görülen Blake, daha sonra eleştirmenler tarafından yapıtları, anlatım gücü, yaratıcılığı, felsefi ve gizemli eğilimi yüksek takdir gördü.

    Giotto di Bondone


    Son akşam yemeği
     Floransalı sanatçı eserlerinde daha çok dinsel konuları işlemiştir. Çok sayıda kilise ve şapelin fresklerini yapmıştır.
    Giotto ve çağdaşları, bu dönemde kuralcı ve simgesel resim tekniğini terk ederek nesnelerin doğal halleriyle resmedilmesi anlayışına yönelmişlerdir. Edebiyat ve sanat, 13. yüzyıl'ın dini bakış açısından kurtulmaya başlamış, insan merkezli bakış açısına yönelmiştir. 




    Ferdinand Hodler


    gece

     1879 yılına gelindiğinde artık gerçekçilik akımının ünlü Fransız ressamı Gustave Courbet'den etkiler taşıyan kitlesel, yalın portreler yapıyordu. Ama 1880'lerin ortalarında gençlik ve yaşlılık, yalnızlık ve dalgınlık gibi kavramları simgeleştirmeye gittikçe daha çok yer verdiği konulu resimlerinde tutuk bir çizgisel stilizasyona yöneldi. Aralarında Gece nin de bulunduğu bu tür yapıtlarıyla bütün Avrupa'da büyük bir ün kazandı. Sonraki resimlerinde biri dışavurumculuk doğrultusunda, biri de simgesel olmak üzere, iki farklı anlatımı benimsedi. Dışavurumcu yapıtlarının çoğunu oluşturan manzara resimlerinde mistik doğa anlayışını ortaya koymakla birlikte, Fransız resminden büyük ölçüde etkilendiğini gösteren duru bir kompozisyona da ulaştı. 

    Gustav Klimt


     Avusturyalı sembolist ressam. Viyana Sezession grubunun önemli üyelerindendir. Tablolarının yanı sıra duvar resimleri, eskizleri ve diğer eserleriyle de tanınır. Klimt'in birincil resim konusu kadın bedenidir, ve eserlerinde ince dekoratif süslemelerle beraber zarif bir erotizm göze çarpar.

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder